Son yılların en gözde tedavilerinin başında saç ekimi geliyor. Her ne kadar erkeklerle özdeşleşmiş olsa da gelişen saç ekimi teknikleri sayesinde kadınlar da bu tedavilerin avantajlarını yaşayabiliyor. Kişi özelinde yapılan analizler sonrasında saç ekimi yapılacak alan, donör bölge, tedavi tekniği ve ekimi yapılacak greft sayısı gibi değişkenler belirleniyor. Her ne kadar saç transplantasyonu başarısı için tüm değişkenler göz önünde bulundurulsa da saç ekiminin başarısız olma ihtimali de söz konusu olabiliyor. Bu gibi bir durumda “Ekilen saçın tutmaması nasıl anlaşılır?” sorusu gündeme geliyor.

Bu yazımızda kellik tedavisi hakkında ve “Ekilen saçın tutmaması nasıl anlaşılır?” sorusunun yanıtlarıyla ilgili bilgi bulabilirsiniz.

Saç Ekimi Nedir?

Genetik faktörler, saç bakımının ihmal edilmesi, aşırı kozmetik kullanımı, stres, hormonal değişimler gibi bir dizi faktör zaman içerisinde saçların zayıflamasına, hacim kaybetmesine, güçsüzleşmesine ve en nihayetinde de dökülmesine neden olabiliyor. Saç dökülmesi her gün yaşanan bir durum olsa da çok arttığında, dökülen saçların yerine yenisi çıkmadığında ve kronikleştiğinde kellik veya saçlarda belirgin bir seyrelme ile sonuçlanabiliyor.

Saçlar zayıfladığında vitamin takviyeleri, sağlıklı beslenme ya da saç için PRP ve saç mezoterapisi gibi medikal uygulamalar gibi yöntemler uygulandığında saçlar yeniden gürleşip canlanabilse de saç dökülmesi süreci tamamlandığında tek tedavi yöntemi olarak saç ekimi gündeme geliyor.

Androgenik alopesi yaşayan kişilerde en etkili ve kalıcı tedavi yöntemi olarak tercih edilen saç ekimi, saçlı deride dökülmeyen sağlıklı saç köklerinin belirli teknikler ile alınması ve saçsız bölgeye hasta özelinde belirlenen teknikle transfer edilmesine dayanan bir tedavi yöntemi olarak tanımlanabilir.

Gerçekleştirilen tedavi doğası gereği cerrahi nitelik taşır. Saç ekimi operasyonu öncesi titiz bir analiz yapılmalı, en doğal sonuçların alınabilmesi için saç ekim çizgisi belirlenmelidir. İşlem sırasında hastanın acı ya da ağrı hissetmemesi için lokal anestezi ya da sedasyon uygulaması yapılması gerekir.

Saç ekimi sırasında kullanılacak teknik belirlenirken hastanın ihtiyaçları, saç dökülme oranı, donör bölgedeki sağlıklı saç köklerinin oranı gibi değişkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Saç ekimi sonrası en iyi sonuçların alınmasında operasyon öncesi hazırlık, operasyon tekniği ve uygulama yapan cerrahın deneyimi son derece etkilidir. Aynı şekilde donör bölgeden alınan sağlıklı saç greftlerinin ekim öncesi doğru şartlarda bekletilmesi ve saç ekimi sonrası dikkat edilmesi gerekenlere uyum sağlanması saç ekimi başarı oranları üzerinde pozitif bir etki yaratacaktır.

 

Saç Ekimi Faydaları Nelerdir?

Saç dökülmesi kamufle edilmesi çok mümkün olmayan ve kişide öz güven kaybına neden olan bir durumdur. Saçların dökülmeye başlaması kellik veya saçlarda ciddi düzeyde seyrekleşmeye yol açarak kişinin benlik algısının zaman içerisinde zayıflamasına yol açabilir. Bu gibi durumda saç ekimi avantajları belirgin hale gelir. Saç transplantasyonu faydaları, kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Dış görünüm iyileşir. Daha genç ve çekici bir görünüme kavuşulmasını sağladığı için öz güven yükselmesine aracılık eder.
  • Saç transplantasyonu sonuçları kalıcıdır. Farklı tedavi seçenekleri ile geçici ve kalıcılığı söz konusu olmayan sonuçlar alınabilir.
  • Artan öz güven kişinin sosyal yaşamında belirgin bir farklılığı beraberinde getirebilir. Dökülen saçlar nedeniyle sosyal ortamlardan kaçınan kişilerin kellik sorunundan kurtulduktan sonra sosyal yaşantılarının hareketlendiği bilinmektedir.
  • Uzman hekimlerce, kişiye özel teknikler kullanılarak, steril ortamlarda gerçekleştirilen saç ekim operasyonu son derece güvenlidir ve başarı şansı göz ardı edilmeyecek denli yüksektir. İşlem sonrası dikkat edilmesi gerekenlere uyum sağlandığı takdirde yan etki ve komplikasyon görülme olasılığı oldukça düşüktür.
  • Kişiye özel planlama yapıldığında elde edilen sonuçlar doğaldır. İyileşme süreci tamamlandıktan sonra kişinin yeni görünümündeki değişimin sırrı fark edilmeyebilir. Günümüzde tıraşsız saç ekimi uygulamalarının yaygınlaşması operasyon sonrası süreçte hastaların büyük bir konfor yaşamalarına imkân tanımaktadır.

 

Riskler Nelerdir?

Alanında uzman ve deneyimli bir ekip tarafından hasta özelinde planlanan saç ekim işlemi son derece güvenli bir operasyon olma niteliği taşımakla birlikte bazı yan etkilerin görülmesi mümkündür. Bu yan etkiler arasında kanama, enfeksiyon, saçlı deride şişme, göz çevresinde morarma, ekim yapılan bölgede uyuşma veya his kaybı, kaşınma, saç foliküllerinde enfeksiyon yer alabilir. Tüm bunlara ek olarak ekilen saçın tutmaması riski de bir miktar bulunmaktadır.

Daha gür ve çekici bir görünüm için saç ekim ameliyatına başvurmak isteyen birçok hastanın ekim sonrası süreçte “Ekilen saçın tutmaması nasıl anlaşılır?” konusunda tedirginlik yaşadığı bilinmektedir. Ekim sonrasında şok dökülme adı verilen ve son derece normal bir süreç olan durum yaşanabilir. Bu durum saçın tutmadığı anlamına gelmez.

“Ekilen saçın tutmaması nasıl anlaşılır?” sorusuna farklı yanıtlar verilebilir.

Ekilen saçların tutması kişiden kişiye, kişinin dikkat edilmesi gerekenlere sağladığı uyuma, güneşten ne denli korunduğuna, bölgeyi ne kadar koruduğuna ve yaşına göre değişmekle birlikte yaklaşık 2 hafta sürebiliyor.

Kişinin saçlarının tutmadığını anlaması aynaya bakarak anlaşılabilecek bir olgu değil, en azında erken süreçte. Saçlar tutmadığında ekim yapılan bölgede seyrek bir görüntü meydana gelebiliyor.

Bilinmesi gereken ekilen greftlerin tamamının her zaman korunamayacağı ve bu noktada maksimum tutma oranını ön plana çıktığı. Maksimum tutma oranı greftlerin ekim öncesi ideal şartlarda tutulmasına, işlemi yapacak olan ekibin tecrübesine, kişinin cilt yapısına, yaşına, ekim için açılan deliklerin ideal boyda olmasına, ekim sonrası süreçte önerilere uyum sağlanmasına göre değişiklik gösterebiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir